1 Ocak 2017 Pazar

Başlıksız..

           Merhaba sevgili okurlar, kaç kişisiniz..düzenli takip eden var mı,? bilmiyorum..belki şöylece bir uğramış da olabilir çoğunuz..her birinize merhaba! Yeni bir yılın ilk akşamından merhaba!
    İsterdim ki mutlu bir gün ya da mutlu bir yazı başlangıcı yapalım ama ne yazık ki!
Ülke olarak, bir insan olarak her birimiz haberlere bakana kadar yeni yıldan güzel şeyler diledik..(Ölenlerimiz için Allah rahmet eylesin diyor ailelerine de sabır ve başsağlığı diliyorum..)
Akşam boyu yaptığım konuşmalarda hep bir umut vardı. Hatta şakası bile geçti var mı hala umudumuz? diye. Eh! ne demiş MFÖ 'Benim Hala Umudum Var'. Var(dı) mı demeliydim? Bakmayın böyle di'li geçmiş zamanla konuştuğuma..benim cidden hala umudum var. En kötü günde bile en karanlık günde bile umudum var..bir şeyler yapabiliriz.BİRLİKTE YAPABİLİRİZ.
    Yaşadığımız her acıda olgunlaşıp, insan olarak birbirimize tutunabilseydik eğer, bu kaos ortamı büyüyemez,beslenemez hatta yok olurdu. Birbirimizi o kadar çok ötekileştirdik ki gözümüz hiç bir şey görmez oldu. İnsan olmayı unuttuk. En büyük eksikliğimiz bu!
    Bizler gerçekten insan olmayı unuttuk. Herkes kendi hayat telaşına düştü, herkes kendi mutluluğunu,huzurunu düşünür oldu. Ben' bilirim, ben' yaparımlar türedi.. Gün geçtikçe o istediğim benim olmalı, onun bunundan var da benim neden yok, çalışmak istemiyorum uyumak istiyorum, tatil istiyorum, abi ya sabahın bu saatinde iş mi olur, okula mı gidilir.....................insan yeter diye bağırmak istiyor! ama bağıramıyor. Bunlar gün boyu yaptığımız ufak çaplı kimi zaman sinir krizi boyutundaki isyanlar..pekalaaaa hiç bunlar için şükrettik mi? Bugünümüze şükür deyip hala nefes alabiliyorum dedik mi? Kendimize bir amaç belirleyip peşinden koştuk mu? Tamam tamam haklısınıııız çoğu zaman hakkımız olan şeye ulaşamıyoruz iş buradan sonra değişiyor aslında..Ama sana başka bir şey anlatayım sevgili okur,aslında her şeyin çıkış noktası..
    Seni yıllar öncesini düşünmeye çağırmıyorum ama düşünmeni istiyorum. En son ne zaman bir insanın yüzünü sebepsiz yere güldürdün hatırlıyor musun? Öyle şapşallıkla değil gerçekten bile isteye..en son ne zaman birine hediye aldın,seni seviyorum dedin..ya da bugün çok güzel olmuşsun dedin..peki bir çocuğun gördüğü ve üzüldüğü soğukta üşüyen kediyi,köpeği gördün mü?pekii sokakta gördüğün bir insana gülümseyip iyi günler dedin mi ya da kolay gelsin..demedin! Demedik! Bize okullarda ne öğretildi?
Hadi onu da bırakın bizim And'ımızda ne yazıyor? Hani hep söylediğimiz..yıllar boyu tekrarladığımız;

Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!

    Aslında tam olarak özetliyor ne demek istediğimi..senin ülkün yükselmek,çalışmak,hep kendini bir adım ileriye götürmek! A'nın B'nin elindekiyle,yaptığıyla ilgilenip günden güne hırslanmak, diş bilemek değil. İhtiyacımız olan tek şey durup nefes alıp ben bu toplum için ben kendim için nasıl faydalı bir iş yapabilirim diye sormak..ve sonra harekete geçmek..sonra sevmek koşulsuz sevmek..nefes alan almayan her şeyi sevmek..sen hiç bir kuşu sevdin mi? bir kaleme çok değer verdin mi? Onu kaybedince günlerce üzüldün mü? Sen bir insanı koşulsuz sevdin mi,ondan hiç bir şey beklemeden koşulsuz tam anlamıyla koşulsuz!
    Sevdik mi sevdik tamam e sonra ne yapacağız..işte bundan sonrası senin doğanda olan şeyler zaten..sana öğretilenler..iyi bir insan olmak, kendi özgürlüğünü, mutluluğunu düşünürken çemberin içinde olduğunu bilmek ve senden başka insanların da olduğunu ve saygı duyman gerektiğini bilerek çemberin içinde durmak! Hem kendi etrafında hem de güneş etrafında dönen dünya misali,kimseye zarar vermeden işini yapmak..Sen şu'sun ben bu'yum demeden birbirine saygı duyarak konuşabilmek, iletişim kurabilmek. Farklı yorumlara sen böyle düşünebilirsin saygı duyarım ancak bu da benim görüşüm diyebilmek ve saygı..aynı kapıya geldik yine bakın..Anahtar iki kelime saygı ve sevgi..gerisi zaten olacak şeyler.. Yine lafı fazla uzattım galiba. Demem o ki sevgili okur sev! Kendini sev sonra senden başka bir şeyi sev..ve saygı duy..hem kendine hem de senden başka birine..Gülümse! Sana deliymişsin gibi bakanlar olacaktır ama gülümsemek bulaşıcıdır. 
Gel seninle bir şey başlatalım: Her sabah gülümseyerek başlayalım günümüze ve yolumuza çıkan ilk kişiye günaydın diyerek gülümseyelim..okulumuza,iş yerimize gülümseyerek girelim. Yılma sevgili okur! Bir gün bir bakmışsın senden başkada gülümseyen yüzler var etrafında! Gel insan olduğumuzu hatırlatalım! Birbirimize sarılmamız gerektiğini hatırlatalım! Ne dersin? Gülmek için yaratılmış gözlerden yaşları silelim mi?




KıvırcıkNotu: Size iki şarkı bırakıyorum. Dilerseniz ikisini de dinleyin dilerseniz sadece bir tanesini..Seçim de sizin hadi bakalım!



KıvırcıkNotu2: Siyasi amaçlı bir yazı değildir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder