30 Aralık 2016 Cuma

Son Durak (Mutlu Yıllar!)

    Havaalanları,terminaller.. Kısaca gideni ve geleni ağırlayan her türlü duyguya şahitlik eden kimi zaman kutsal kimi zaman berbat yerler.. Bu kadar keskin köşelerle belirtmeli miyim? Evet! Çünkü eğer gittiğiniz terminalde sizi bekleyen varsa o terminal gözünüze bakımsız, çirkin, boş bir yer gibi gözükmez. Ama bir bekleyeniniz yoksa tek başınıza bir bulut misali oradan oraya savruluyorsanız en güzel en lüks terminale de yolunuz düşse sadece orayı bir durak olarak görürsünüz. Varacağınız yere bir an önce ulaşmak istersiniz..kendi limanınıza ulaşmak.
Bir liman bulmak zordur. Bulduğunda ise kaybetmek istemez her türlü fırtınaya, dalgaya karşı sapasağlam dursun istersin. İstersin ki yıkılmasın istersin ki dimdik ayakta dursun. Gelgeç fırtınalar..sadece şöyle bir yoklar sağlamlığını. Önlem aldırır, temkini öğretir. Güçlendirir.

    Kurduğunuz liman yuva olur, aile olur, çocuk olur, ocak olur, aş olur, aşk olur. Büyütmek, yüceltmek, korumak sizin elinizde.
Kurduğunuz limana sahip çıkın. Güçlendirin. Sevgiyle bakın,sevgiyle gözetin.
Son durağınız olsun bulunduğunuz liman.
Yeni yılınız son durağınızı getirsin size.
Artık durup nefes alabildiğiniz bir yıl olsun. Koşturmadan, emin ve sakin adımlarla atılan bir yolunuz, yılınız olsun. 
Sevdiklerinizin eli elinizde,gözleri gözlerinizde,
bir nefes uzaklığınızda,bir kol mesafenizde size pırıl pırıl bakan gözler gülümseyen yüzler olsun.
Yeni bir yılın getireceği en güzel şey mutluluk,sağlık,başarı,neşe ve en önemlisi barış' derler ya hep bunlar da olsun tabi ama yeni yıl bize unutulan insanlığı, vicdanı, anlayışı, hoşgörüyü, saygıyı..bırakın her şeyi sevgiyi getirsin..en çok kendini ve hayvanları seven insanlara ihtiyacımız var.. bir insan önce kendini sevip saygı duymalı ardından da kendinden başka bir canlıyı sevebilmeli..gerisi zaten olur..,
İyi yıllar sevgili okurlar..gülen suratların olduğu, şarkıların söylendiği bir yıl olsun!
Dilek dilemeyi ve tam 12'de sevdiğinize sarılmayı unutmayın! 



Kıvırcık notu: Yazı bir havaalanında insanları izlerken yazılıp yarım kalmıştı..taa ki yeni bir yıla son bir gün kala hem ülke hem de dünyada bulunan insanların nefes almaya ihtiyaçlarının olduğunu hissedene kadar da hatırlanmamıştı. Nefes alın! Korkmadan ve huzurla! Sevdiklerinize sıkı sıkı sarılın ve sık sık sevdiğinizi söyleyin. Susuyoruuuumm..iyi yıllar. gülücük,gülücük,gülücük,gülücük.

17 Kasım 2016 Perşembe

Hatay, şanlı bayrağımız altında!

         Altı üstü Hatay'mış! Altı üstü Hatay'a gidiyorlarmış. Kadının sesi yankılandı havaalanının o bilindik uğultusunda. Yolcular yavaş yavaş içeceklerini yudumlarken kendini bilmez bir kadının ağzından döküldü bu kelimeler. O an elimdeki her şeyi bırakıp küçük not defterimi çıkardım ve kadından hıncımı almak istercesine yazmaya başladım. Çantamda not defteri ve kalem taşımak benim için artık olağan bir şey,elim kalem tutmaya başladığı günden beri. Neyse sözü uzatmadan konumuza dönelim.

  Cumhuriyet kurulduktan sonra Mustafa Kemal Paşa'nın uğraştığı ve sonuca bağlamak istediği bir olay vardı. Hatırlayanlarınız vardır illaki okul yıllarından! Hatay'ın yeni kurulan Türkiye Cumhuriyet'i topraklarına katılması! Gazi bunu o kadar çok istiyordu ki! Hasta yatağında bile kendi canıyla uğraşmak yerine bunu dert edinmişti kendine.
 
  Misak-ı Milli'nin sınırları çizilirken Güney'de Hatay,Halep ve Musul'un bizde kalmasını istemiştir. Bunu 1905 yılında söylüyor,1905! Nitekim 19 Mayıs 1919'da Milli Mücadeleyi 'Ya İstiklal Ya Ölüm' diyerek başlatan Gazi Mustafa Kemal Lozan'a kadar ne Hatay'ın ne Halep'in ne de Musul'un peşini bıraktı. Mustafa Kemal Cumhuriyet'in kurulmasıyla beraber Hatay sorunu ciddi bir biçimde ele aldı. Paşa'nın 'Kırk asırlık Türk yurdu düşman eline kalamaz!' ifadesiyle yeni bir mücadele başlayacağı anlaşıldı. Artık Hatay onun yüreğinde bir kordu. Ancak yeni, genç bir dinamik olan Cumhuriyet'in ilk yıllarında biraz kendine gelmesini bekledi. Ancak Hatay'ı hiç unutmadı.
 1936 Büyük Millet Meclisi açılış nutuklarında İskenderun-Antakya çevresi hakkında konuşmalar yaptı. Fransa ile aramızdaki tek ve en büyük meselenin bu olduğunu belirtti. Bu sıralarda Fransa'da Lean Blum Hükümeti,Suriye'ye istiklal vadediyordu. Bu gerçekleşirse ne olacaktı? Geleceği çok iyi gören Atatürk, Fransız büyükelçisi ile yaptığı sohbetle derdinin toprak büyütmek olmadığını antlaşmaya dayanan hakkımızı istediğini söyledi. Ve halkına bir söz verdiğini bu sözü tutması gerektiğini dile getirdi. Eğer halkına verdiği sözü tutamazsa bir dakika daha yaşayamayacağını ve onların huzuruna çıkamayacağını da ekledi.
  Hatay iç ve dış politikalarda önemli bir yer teşkil ediyordu. Atatürk için ise her şeyden önden geliyordu. Şakaya gelmeyeceğini kibar bir dille iletti. Bir ara bu sorun Milletler Cemiyet'ine kadar gitti. Ancak bildiğiniz gibi Atatürk bu sıralarda çok hastaydı ve hastalığı günden güne artmaktaydı. O her şeye rağmen Hatay meselesini halletmeye kararlıydı. Azimliydi!


  Atatürk'ün Hatay'ı silah zoruyla alabileceğini Fransızlar çok iyi anlamışlardı. Bunu dikkate alarak bir askeri anlaşma yapmayı istediler. Anlaşma yapıldı. Atatürk'e göre savaş hayati olmadıkça yapılmamalıydı. Bu anlaşmayla Hatay'da askeri bir seçim yapıldı.
13 Ağustos'ta seçimler yapıldı ve Meclis'i Türkler kazandı. Bağımsız Hatay Cumhuriyet'i 12 Eylül 1938'de kuruldu. Bu Cumhuriyet de 30 Haziran 1939'da Türkiye'ye katılma kararını aldı. Artık Türkiye Cumhuriyet'i topraklarının bölünmez ve vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

En başında gördüğümüz gibi Hatay Atatürk'ün siyasi ve askeri dehasının güçlü eseridir. Onun yenilmezliğinin gerçek belgesidir. Şimdi bizler onun bize seslendiği 'Ey Türk Genci!' dediği gençleriz. Altı üstü bir Hatay demeye hakkımız var mı? Toğrağımızın küçük bir kum tanesine,çakıl taşına dahi küsmeye hakkımız var mı? Yıllar önce Ata'larımızın binbir zorluklarla kazandığı,kurduğu bu ülkeyi hiçe sayma lüksümüz var mı? Yok arkadaşlar! Yıllar önce kazanılan bu ülkenin tek bir parçasını bile küçümsemeye,yok saymaya hakkımız yoktur! Vatan namustur! Bayrak namustur! Bu ülke bizim, başka ülkemiz yok!








Kaynakça:
http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-05/ataturk-ve-hatay  (Bekir TÜNAY)
http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-34/ataturkun-hatay-politikasi-i-1936-1938 (Yrd. Doç. Dr. Yusuf SARINAY)